TÜRK TARİHİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TÜRK TARİHİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ERDAL GÜVEN - YUMİ İstanbul'da Bir Geyşa


Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Osmanlı – Japonya ve tabii M.Kemal’le birlikte Türkiye – Japonya ilişkilerini anlatan, başka hiçbir yerde duymadığım bilgiler veren bir kitapla karşılaştım.
Ben oldum olası Tarihten nefret ettim.  Tarih’i bize okulda okutulan kitaplardan öğrendiklerim sandım. Bir de tekerrürden ibaret olduğunu biliyordum. Tarih ezberlenirdi, öğrenilmezdi.
Say!
Osman Bey, Orhan Bey, I. Murat…
Say!
M.Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar.
Say!

Atatürk’ün Yabancı Bir Gazeteciye Cumhuriyetle İlgili Açıklaması

Üçüncü önemli olay da Mustafa Kemal Paşa’nın Wiener Neue Freie Presse muhabiri Lazar’a 22 Eylül 1923’de verdiği demeçtir. Bu demeç gerek ülkede ve gerekse dışarıda büyük yankılar uyandırmıştı. Mustafa Kemal Paşa bu beyanatında ilk defa “Cumhuriyet” kelimesini açıkça ortaya atmış bulunuyordu. O sırada Ankara’da bulunan İkdam Gazetesi muhabiri Mecdi Sayman da demecin doğruluğunu görüşme sırasında orada hazır bulunan Hamdullah Suphi Tanrıöver’e doğrulatmış, Tanrıöver’in haberin yayınlanmasında sakınca görmesine rağmen hemen gazetesine bildirmişti. Demecin bir özeti Türkçe ilk olarak İkdam gazetesinde yayınlanmıştı.Gazeteci Lazar’ın sorusuna Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhuriyet’in ilanı ile ilgili cevabı çok kesindi.

— Yeni Türkiye Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun ilk maddelerini tekrar edeceğim.


“Hakimiyet bila-kayd’ü şart milletindir. İcra kudreti, teşriî salahiyeti milletin yegane hakiki mümessili olan mecliste tecelli ve temerküz etmiştir”. (Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Yerine getirme gücü, kanunla görevlendirilmiş, milletin tek gerçek temsilcisi olan, mescliste ortaya çıkmış ve toplanmıştır)

Atatürk’ün Rauf Bey’e Devlet Reisliği Makamını Kuvvetlendireceğine Dair Verdiği Söz

Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasından hemen sonra Rauf Bey (Orbay), Vekiller Heyeti Reisliğinden çekilirken, Atatürk’ten, “Devlet Reisliği Makamını takviye ediniz”, diye rica etmişti.

Atatürk, Rauf Beye, “Dediğinizi yapacağıma kesinlikle emin olunuz,” cevabını vermiştir. Atatürk, Rauf Beyin ne demek istediğini pek güzel anladığını belirterek gerekli açıklamayı yapmaktadır.

“Rauf Bey, Devlet Reisliği makamı olarak hilafet makamını düşünüyor ve o makama kuvvet ve salahiyet teminini benden rica ediyordu... Rauf Beyin benim olumlu cevabımın manasını anlayıp anlamadığı şüphelidir. Sonradan, Cumhuriyetin ilanından sonra, kendisiyle Ankara’da gerçekleşen bir görüşmemizde, ne için yan çizdiğini, yapılmış olan şeyin Ankara’dan ayrılırken benden yapılmasını rica ettiği ve benim söz verdiğim meseleden başka bir şey olmadığını söylediğim zaman, “Ben”, demişti, “Devlet reisliği makamını takviye ediniz derken asla Cumhuriyet ilanını tasavvur ve kastetmemiştim”. Halbuki efendiler, benim verdiğim cevabın manası tamamen o idi. Esasında bence devlet başkanlığı ile TBMM makamını karışık bulundurmak, millî hükümetimizin esası, Cumhuriyet Hükümeti olduğu halde onu kesin olarak ifade ve ilan etmemek bir zaaf teşkil etmekte idi. İlk fırsatta resmen Cumhuriyet ilan etmek ve Devlet Reisliğini, Cumhurreisliği makamında temsil ederek kuvvetli bir durum meydana getirmek acil bir ihtiyaçtı. Rauf Beye bunu yapacağıma kesinlikle söz vermiştim. Eğer amacıma ulaşamamışsam edememiş ise, zannederim, noksan bende değildir...”.

Mustafa Kemal Paşa’nın Hazırladığı Anayasa Değişikliği

Lozan Barış Antlaşması’nın imzasından sonra Mustafa Kemal Paşa, Özel Kaleminde memur olan ve kişisel güvenini kazanmış bulunan Hasan Rıza Soyak’ı çağırarak birkaç küçük kağıt parçasını vermiş ve şöyle demiştir:“Bunları al, müsvedde halindedirler, beyaz edeceksin. Yazılar karışıktır, dikkat et, okuyamadığın veya anlayamadığın yer olursa bana sorarsın. Bunları şimdilik yalnız sen ve ben bileceğiz; amirlerine dahi bahsetmene lüzum yoktur”.
 
Hasan Rıza Soyak, Mustafa Kemal Paşanın kullandığı küçük bir not defterinden koparılmış ve onun el yazısı bulunan bu sayfaları okuyunca bunların 20 Ocak1921’de kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun devlet şekline ait maddelerini değiştiren ve Türkiye Devletine, “Cumhuriyet” şeklini kazandıran taslak olduğunu görmüştür.

Mustafa Kemal Paşa tarafından hazırlanan metin aynen şöyledir;

“Türkiye Devletinin hükümet şekli Cumhuriyettir”.

“Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur”.

“Meclis, hükümetin inkısam ettiği (bölümlere ayırdığı) idare şubelerini, icra vekilleri vasıtasıyla idare eder”.

“Türkiye Cumhurreisi, Umumî Heyet tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından  bir seçim devresi için seçilir. Reisin görevi yeni Cumhurreisinin seçimine kadar devam eder. Tekrar seçilmekmümkündür. Türkiye Cumhurreisi, devletin reisidir; bu sıfatla gerek gördükçe Büyük Millet Meclisi’ne ve Vekiller Heyetine başkanlık eder”.

“Başvekil, Cumhurreisi tarafından ve meclis üyeleri arasından seçilir. Diğer vekiller, Başvekil tarafından yine Meclis üyeleri arasından seçildikten sonra heyeti umumiyesi, Cumhurreisi tarafından Meclis’in onayına sunulur. Meclis toplantı halinde değilse, onay işi Meclis’in toplanmasına kadar ertelenir”.

Hasan Rıza Soyak, verilen metni yeni baştan düzenleyerek yazdırdıktan sonra, Mustafa Kemal Paşanın konu ile ilgili talimatını almıştır.

“Şimdi bunu al, Adliye Vekili Seyit beye götür, yarına kadar bunları okusunlar. Cumhuriyet ve halk hakimiyeti ifadeleri ile umumî hukuk kuralları bakımından araştırsınlar ve görüşlerini bildirsinler. Meselenin şimdilik üçümüzün arasında kalmasını arzu ettiğimi de Seyit Bey’e söylersin”.

Verilen emir yerine getirilmiş, Seyit Bey müsveddeleri okuduktan sonra, geri verirken görüşlerini, Hasan Rıza Soyak’a; pek mükemmel bulduğunu, esaslarda aynı fikirde olduğunu, düzeltme haddi olmamakla beraber, birkaç noktada Gazi’nin emirlerine uyarak, görüşlerini kaydettiğini, söylemiştir.

Falih Rıfkı Atay’ın Cumhuriyetin ilanı ile ilgili olarak Çankaya adlı eserinde, 11 Eylül 1923’de tuttuğu notlar konuya açıklık getirmesi bakımından dikkatimizi çekmektedir.

TBMM’de Mustafa Kemal Paşa’nın odasında cereyan eden olaylar, Cumhuriyetin ilanından önce, Cumhuriyetin ilanı ile ilgili görüşmeleri dile getirmektedir. Konunun ele alınışına Parti Tüzüğünde yapılacak değişiklikler sebep olmuştur. “chose publique” kelimeleriyle tercüme edilmiştir. Bizde manası ne olmalı?

“Gazi dedi ki”

— Cumhuriyet ne demektir? Büyük sözlüğe baktım,

Gazi’nin sözü hangi konu üstüne getirmek istediği belliydi. Anayasada hükümet şeklini açıkça göstermek sırası geldiğini söyleyen Sabri Bey:

—    Mesele bugünkü vaziyetin ifade edilmesinden ibarettir, dedi.

Gazi:
— Ben projeyi (söz konusu parti tüzüğü projesi) gördüm. Çok eksik yerleri var. Bu hafta kendim uğraşacağım. Sonra bazı arkadaşlarla özel görüşmelerde bulunuruz ve partiye getiririz, dedi.

— Bunu en kuvvetli zamanımızda yapmalıyız.

“Türkiye Cumhuriyet usulü ile idare olunan bir halk devletidir”.

Falih Rıfkı Atay, bu açıklamalardan sonra notlarında şu hususa yer vermektedir.

“Nihayet yakında Cumhuriyetin ilan olunacağını Mecliste Mustafa Kemal Paşa’nın ağzından işitiyorduk. Haber ağızdan ağıza yayılarak, Mecliste herkes şüpheden kurtulacaktır”.

Falih Rıfkı Atay, bu açıklamaları yaparken asıl amacının da ne olduğunu şöyle ifade etmektedir:

“10 Eylül’den 29 Ekime kadar kırkdokuz gün var. Yukarıdaki notu buraya alışımın sebebi, Cumhuriyet meselesinin sonuna kadar bir sır olarak saklayıp, bir gece, top sesleri ile ansızın ortaya çıkmış olmadığını anlatmaktadır”.

Cumhuriyet'in İlanının Hazırlıkları

1 Nisan 1923’de seçimin yenilenmesine karar veren TBMM’si, Cumhuriyeti resmen ilan etmemesine rağmen görevini büyük bir sorumlulukla yapan tarihî meclis olmuştur.

Birinci Büyük Millet Meclisi seçimin yenilenmesine karar vererek dağıldıktan sonra Mustafa Kemal Paşa, yeni meclis toplanıncaya kadar yetiştirilmek üzere bir kısım uzman arkadaşlarını yeni bir Anayasa tasarısı hazırlamakla görevlendirmiş ve zaman zaman toplantılara başkanlık ederek bu yoldaki çalışmaları kendi düşünce ve direktifleri ile aydınlatmıştı. Özellikle konuşmalarında, millî hükümetin aslının Cumhuriyet olduğu halde onu kesin olarak ifade ve ilan etmemenin devlet idaresinde zaaf olduğunu, ilk fırsatta Cumhuriyeti ilan ederek bu zaafı ortadan kaldırmanın gereğini belirtmiştir.

İkinci Meclis 11 Ağustos 1923’de toplanmıştı. Cumhuriyetin ilanı bu meclis tarafından gerçekleştirilmekle beraber, Lozan Barış Antlaşmasının imzası ve TBMM’si tarafından onaylanması, Ankara’nın yeni kurulan Devletin İdare Merkezi olması gibi iki önemli kararın alınmasını da öncelikle gerekli kılıyordu.

Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923’de imzalanmış ve yeni Meclis Lozan Barış Antlaşması ile eklerini tasdik etmiştir. TBMM’si yeni bekleyişler içersindedir. Bu arada meydana eden birkaç olay, Cumhuriyetin ilanı hazırlıklarını belirtmesi bakımından önemlidir.