ELİF ŞAFAK - BABA VE PİÇ


Elif Şafak’ın Siyah Süt ve Aşk’ından sonra okuduğum üçüncü kitabı.

Kitabın ortalarına geldiğimde beynimi saran tek düşünce “Bu kadın amma da karakter israfı yapmış!” oldu. Bunca karakteri bir hikayede kullanmak, yılbaşı sofrası kurmak gibi. O kadar çok çeşit ve o kadar fazla miktar olur ki, insan o gece tıka basa kusana kadar yese de, yılbaşını izleyen bir hafta boyunca o geceden arta kalanları yer.

Oysa bir başka yazar (“Ben” diyecektim, baktım çok iddialı oluyor, vazgeçtim :P ) o karakterleri dörde beşe bölüp ayrı ayrı kitaplar yazabilirdi.

MICHAEL RALEIGH - MAVİ AY SİRKİ

1900lü yılların başı. 9 yaşındaki kimsesiz bir çocuk ile 52 yaşında eski bir sirk göstecisinin Oklahoma'da kesişen yollarını anlatan bir kitap.
Lewis Tully seneler önce sel sebebiyle yok olan bir sirk gösterisinin küllerinde yeni bir tane yaratmaya çalışıyor. Eski göstericileri yine aynı çadır altında birleştirmek için verdiği çabanın yanında bir de ablası Alma'nın bakması için kendisine gönderdiği Charlie ile uğraşmak zorunda.

ERDAL GÜVEN - YUMİ İstanbul'da Bir Geyşa


Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Osmanlı – Japonya ve tabii M.Kemal’le birlikte Türkiye – Japonya ilişkilerini anlatan, başka hiçbir yerde duymadığım bilgiler veren bir kitapla karşılaştım.
Ben oldum olası Tarihten nefret ettim.  Tarih’i bize okulda okutulan kitaplardan öğrendiklerim sandım. Bir de tekerrürden ibaret olduğunu biliyordum. Tarih ezberlenirdi, öğrenilmezdi.
Say!
Osman Bey, Orhan Bey, I. Murat…
Say!
M.Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar.
Say!

DANNY BOYLE - 127 SAAT

Filmin Künyesi

Orijinal Adı: 127 hours
IMDB Puanı :7,7 / 10
Yapım:2010 - ABD, İngiltere
Tür: Biyografi, Dram, Macera
Süre: 94 dakika
Yönetmen:Danny Boyle
Oyuncular:James Franco, Kate Mara, Amber Tamblyn, Clémence Poésy, Lizzy Caplan
Senaryo: Danny Boyle, Simon Beufoy



Açıkçası Yunus'la pek film zevklerimiz uyuşmuyor. Onun sevdiğini ben, benim sevdiğimi o seviyor ama verdiğimiz yıldızlar farklı. Bir de benim sürekli değişen ruh halimi hesaba katarsak; ben "Jumanji", "Narnia", "Inkheart" gibi fantastik çocuk filmleri seyretmek isterken o "Braveheart", "Gladiator", "Cadılar Zamanı" tarzı filmleri seyretmek istiyor. O sebeple CD'ciden en az üç, dört filmle çıkıyoruz genelde.

Her zamanki gibi Yunus'la girdik CD'ciye(?) filmlere bakıyoruz. Yunus 127 saat diye bir CD tutuşturdu elime. Önce belgesel sandım. CD'ci çocuk (!) onun gerçek bir öykünün filmleştirilmiş hali olduğunu söyledi, ikna oldum, aldık.

Eve gelir gelmez süper teknolojik HDMI kablomuz aracılığıyla bilgisayarı televizyona bağladık, 127 Saat'i seyretmeye başladık.

127 saat; dağcı Aron Ralston'un başından geçenlerin gerçek hikayesi...

Bir kere müzik çok güzeldi. İlk başta o kadar güzel gelmeyebilir (bana olduğu gibi) ama kurguyla o kadar güzel örtüşmüş ki; o kadar olur. A.R.Rahman adında bir Hintli yapmış müzikleri.


5N 1K

Yazar bu yazısında "MİM ne ola ki?" temasını işlemiştir... İlk kez mimlenmekte ve dahi mimlemektedir.

ANG tarafından mimlendiğimden beri düşünüyorum. O kadar çok var ki 5N 1K. Benim gibi terazi burcu bir hatunun bunların içinden birer tane seçmesinin ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz. Ama buyrun burdan okuyun;