İlk kez Ankara’da annemle gittiğimiz bir kebapçıda rastlamıştım mırraya. Bize mırrayı ikram eden garsona fincanı geri verdim, bir daha doldurdu. Tam masaya koyacaktım “Amman ablacım bırakılmaz öyle” dedi. Meğer fincanı, mırrayı ikram edene geri vermek yerine masaya koyarsan bu hakaret sayılırmış ve eğer ikram eden bekarsa evlendirirmişsin, evliyse fincanı aldığınca altınla doldururmuşsun. Çok pis bi kısır döngüydü; masaya koyamıyordum, adama geri verdikçe, adam doldurup veriyordu. Artık nasıl acınası baktıysam, usulünü söyledi sağolasıca. Meğer fincanı parmaklarınla kapatıp geri verecekmişsin,bu daha fazla içmek istemediğin anlamına gelirmiş.